Büşra Aktekinoğlu

”Üstünü örtmeyeceğimiz, halının altına atmayacağımız, yaşayıp maruz kaldığımız gerçekleri olduğu gibi kaydediyorum.”

1.Sanat anlayışınızdan bahseder misiniz?

Sanatçılar sürekli hem büyük resmi hem de ayrıntıları düşünebilmeli. Bir renk dokunuşuyla eserinizin genel görünümünü ciddi biçimde değiştirebilirsiniz. Aklıma geldikçe ben de resimlerime böyle küçük müdahalelerde bulunuyorum. İzleyicimin hayal gücünü ateşlemek için kendi hayal gücümü kullanıyorum. Ben her insanın erk hayvanının olduğuna inanıyorum, bu inancımı annemin küçükken etkisinde fazlasıyla kaldığım hikâyeleriyle birleştirdim. Hayatıma bir şekilde girmiş insanların bana hissettirdiklerini, şimdiye kadar bana yüklenilen sıfatları resimlerime taşıyorum. Resimlerimdeki portreler başta ben ve yakın çevremdeki insanlardı. Fakat şuan empati kurabildiğim diğer insanları ve rahatsız olduğum toplumsal konuları da resmime taşıyorum. Bir dönem tiyatroyla ilgilendim ve ders aldım; bu derslerin de temalarıma katkıda bulunduğunu düşünüyorum. İnsanların bana hissettirdikleri benim ilham kaynağım oluyor. Bir resmimde kendimi koi balığı şeklinde yapmıştım. Şimdilik akvaryumda kırmızı bir balıkken zamanı gelince ejderha olacağım mesajı vermeyi hedeflemiştim. İnsanlar hayal ettikleri kadar yaşarlar hayallerim büyük, hayal gücüm de aynı şekilde.

Büşra Aktekinoğlu ‘’özgür alan’’ 70×60 cm tüab 2020

2. Yaratımınızı tetikleyen kaynak nedir?

Annem sanat tarihi öğretmeniydi ve üniversitede en sevdiği konu mısır tarihi olduğu için küçük yaştan itibaren bana anlattığı masalların birlikte izlediğimiz çizgi filmlerin içeriğinin çoğu da bu konu üzerineydi. İnsan başlı hayvan figürlerinden etkilenip ilkokul yıllarımda bunları resimlerime yansıttığımı hatırlıyorum. İlk yaptığım resimlerin çıkış noktası da o yıllarıma dayanıyor aslında. Konu yeni kavramlar olunca toplum temkinli davranır ve ilk başta yok sayma eğilimi gösterir. Yaratmak için inanmaya ihtiyacımız var. Çalışmalarıma o masallara inanan çocuğun duygularıyla yaklaşıyorum hala.

Büşra Aktekinoğlu 135×105 cm ”Babil” t.ü.a.b 2020

3. Kendi açınızdan baktığınızda resim yapmak bir çatışma mı yoksa uyum mudur?

Bu soru her sanatçıdan farklı bir cevap olarak dönecektir elbette. Çalışmalarıma bakınca, çatışmayı alalen görebiliyor izleyici. Son bir yılda dünya ve ülke olarak zor zamanlar geçiriyoruz. Bu süreçteki rahatsızlıklarım işlerimi de etkilemeye başladı. Örneğin pandemi adlı çalışmam buna uygun bir örnek. Bir eğitimci ressam olarak eğitim sürecinin hazırlıksız bir şekilde pandemiye takılması ve online eğitime dönüşmesi rahatsızlığımı tetikledi ve öğrencilere yapılan haksızlığı öğretmenlere yapılan muameleyi eserime yansıttım. Çalışmada doğrudan olmasa da öğretmen öğrenci ve teknolojik tahta ütopik geleceği olmayan bir mekanda yer alıyor. Eğitim sürecinin geleceğini soru işareti olarak tasvir ediyor. Sanatçı kabullenilmiş olana ayak uydurmak yerine kendi bildiği tarzda eleştirebilmeli. Hayatta söyleyecek bir şeylerim her zaman vardı ve kelimelerin yetmediği yerde resimlerimle ilerliyorum.

Büşra AKTEKİNOĞLU ‘’uzun atlama’’ 25x25cm t.ü.a.b

4. Gerçeklik kavramı sanat anlayışınızda ne kadar yer kaplıyor?

Bilindiği üzere gerçeklik yani realizm bizde foto gerçekçi çizilen resim olarak algılansa da izleyici nezdinde, aslında işlediği konuya göre realisttir. Benim de işlediğim konu realist. Toplumun aksayan yönlerini, beni rahatsız eden, benim için önem arz eden bir konuyu realist bir şekilde aktarıyorum. Belki yaşadığımız bu süreç çok romantik bir süreç değil gerek siyasi gerek ekonomik hareketlilik içindeydi. Ne yazık ki hala aynı süreçleri yaşıyoruz. Sanat sanat içindir değil de toplumun eksiklerinin ya da maruz kaldığımız olayları yansıtma ihtiyacı duydum; buna kayıtsız kalamadım. Toplumsal gerçekçilik daha ağır bastı.

Büşra Aktekinoğlu ‘’demokrasi’’ 70×60 cm tüab 2020

5. Eserleriniz hayatın bir parçası olsaydı nerede olurdu?

Sanatçı, davet beklemeksizin, kitleler önünde kendini ifade etmekten hiçbir zaman korkmamalı. Sanatçı her zaman insanın yanında olmalı. İnsanın ve toplumun aynasıdır sanatçı. O yüzden duruşu net olmalı. Toplumun sıkıntılarını sanatsal üslubuyla dile getirebilmeli. Eser üretirken beslendiği kaynağı rahatsız olduğu durumu ya da toplumun sıkıntılarını kendi süzgecinden geçirip sanatsal ifadesiyle yansıtmalı. En çok da sanatçının görevidir bu. Resimlerim konu itibariyle hayatın ta kendisi aslında. Hayatın içinden konular ve insanları tercih ediyorum. Üstünü örtmeyeceğimiz, halının altına atmayacağımız, yaşayıp maruz kaldığımız gerçekleri olduğu gibi kaydediyorum. İzleyici resme baktığında teknik olarak anlamasa da içerik olarak yansıtmak istediğimi rahatlıkla görmüş olacaktır.

Büşra Aktekinoğlu ”günah keçisi” ” scapegoat” 34x34cm tüab 2020

6.Sizce yaratıcılık bir başlangıç mı yoksa sonuç mudur, açıklar mısınız?

Tabii ki de yaratıcılık bir başlangıç. Bazı durumlarda belki bu yaratım sürecidir, yaratıcılık olmazsa o yola girilmez. Yaratıcılığı olmayan bir insan ne resim yapar, ne şiir yazar, ne de farklı bir sanat dalıyla profesyonel olarak ilgilenebilir. Henri Delacroix’ in deyişiyle sanat bir yaratıdır, gerçekliğin kopyası değildir. Oysaki fotoğrafını profesyonel bir fotoğrafçının çektiği atları ya  da natürmortları bir zanaatçı titizliğiyle işlemek belki yaratıcılık değildir. Olan bir şeyi öylece çizip yansıtmak değil buna kendinden bir şeyler katmak onu bir yaratıcılığın ürünü yapar.

Büşra Aktekinoğlu ‘’Seksek’’ 25×25 cm t.ü.a.b 2021

7.Günümüz dünyasına bakıldığında popüler kültürün etkisini eserlerinizde hissediyor musunuz?

Hayır hissetmiyorum. Sosyal medyanın aktif kullanıldığı, etkileşimin kolay olduğu bir çağın içinde olmamız birçok sanatçı için dezavantaj iken kimileri için de evrensel sanat platformlarına doğrudan sanatçıya ve eserine ulaşma imkânı sağlıyor. Özellikle ülkemiz için en azından şahit olduğumuzdan dolayı dünyada popüler olan işleri kopyalayıp uyguluyorlar bunu az çok hepimiz görüyoruz. Belki burada örneği vermek hoş olmaz.. Çalışmalarım tamamen içsel rahatsızlığımın ve tespitlerimin ürünüdür. Popüler kültürün etkisinde kaldığını düşünmüyorum zaten çoğunlukla kullandığım figür benim ve etrafımdaki insanların yâda ülke insanının portresidir halleri yada yaşantılarıdır.

8. Toplumsal dünyanın sanat anlayışınızda etkisini olduğunu düşünüyor musunuz?

Elbette toplumsal süreç benim işlerimi etkiliyor. İçinde yaşadığımız toplum belli başlı sıkıntılar içinde. Bu konuyu ele alırken dünyanın diğer ülkelerinde benzer sorunları yaşadıklarını görüyoruz. Ele alma biçimim ile benzer farklı ülkedeki bir sanatçı da aynı konuyu ele alıyor. Kendi ifade biçimiyle yansıtabiliyor. Benim de temasta bulunduğum maruz kaldığım ülkem koşulları çevrem veya başka bir ülkede yaşanan bir sorunu örneğin Amerika’ daki ırkçı yaklaşım rahatsız olduğum konular içerisinde olup işlerime yansıyabiliyor.

9 .Estetiğin güncel söylemi sizce nedir?

Estetik eski Yunancada aisthesis sözcüğünden gelmektedir. Anlamı duymak algılamak demektir. Sanatla güzellikle ve zevkle ilgilenen felsefe alanıdır. İnsanda güzel duygu uyandıran, güzellik duygusuna uygun olan diye tanımı yapılabilir. Günümüzde insanların teknoloji ile iç içe olmaları estetik ve güzellik kavramlarının kişiye göre daha sık değişkenlik gösterdiği bir kavram haline gelmiştir. Belki ilk tanımı yapılırken oluştuğu çağın değerleriyle şekillendi şimdi yeniden tanımlanırken günümüz koşulları göz önünde bulundurulup farklı bir tanım ile karşımıza çıkabiliyor. Duyup algıladığımız şeyler her geçen gün artıyor yeni terimler kavramlar literatürümüze girebiliyor, yeni dünyalar keşfediyoruz estetiğin tanımını yaparken hangisine göre yapmalıyız?

Büşra Aktekinoğlu ‘’güzellik yarışması’’ 100×150 cm tüab 2020

10. Türkiye’ de kadın sanatçı olmak sizin için ne ifade ediyor?

Kadın olmak maalesef yeryüzü şekillendiğinden beri meşakkatli olmuştur. Kadın kimi dönem cadı, kimi dönem mahremdi .Kimi zaman seçme ve seçilme hakkı verilmedi  veya nüfus sayımı yapılırken insandan sayılmadı.. Bu süreçleri atlayıp sanatçı, bilim kadını, öğretmen, doktor vs. oldular. Bunları olurken de kendilerini kolay kabul ettiremediler. Şuanda evet sanatçıyız evet çok kıymetliyiz. Maalesef ülkemizde sanata sanatçıya gereken değer verilmiyor ama kadın sanatçıya daha çok.. Basit bir örnek vermek gerekirse bir koleksiyoner resim alırken kadın sanatçıyı daha az tercih ediyor çünkü evlendikten sonra ya da çocuk olduktan sonra resmi bırakabilir tarzı saçma bir bakış açısıyla yaklaşabiliyor. Bütün bu olumsuzluklar bizi yıldırmıyor. Kadın sanatçı olmak zorluklarla başa çıkmaktır. Birçok sanatçının taşıdığı kaygıları bende taşıyorum. Sanat üretimi rahatlığı pek kabul etmez; bu zor koşullar beni ayakta tutuyor ve üretim yapmamı sağlıyor. Koşul ne olursa olsun kendimizi daha ileriye taşımak, kendimizi gerçekleştirmek için çaba göstereceğiz. Amacımız sanatımızı uluslararası mecralarda ve sanattan anlayan bir kitleye ulaştırmaktır. Bu heyecan bana üretecek gücü veriyor.

BÜŞRA AKTEKİNOĞLU KİMDİR ?

1990 yılında Ankara’da doğan sanatçı, Gazi Üniversitesi seramik öğretmenliği ardından Gazi üniversitesi resim öğretmenliğinde eğitimini tamamladı. Yurt içi ve yurt dışı karma sergilere katılım gösterdi..Çalışmalarında imge olarak kendini ve toplumun yüklediği sıfatları ele almaktadır. Resim başta olmak üzere disiplinler arası plastik sanatlar alanında eserler üretmeye devam etmektedir Ayrıca  2015 yılından itibaren Gata Tedaş Spor Bakanlığı gibi kurumlarda resim ve seramik dersleri vermeye başlayan sanatçı yetişkinlere yönelik sanat eğitimi vermeye Ankara’da devam etmektedir.

 

Similar Posts

yorum yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: